Bildiğiniz gibi her yıl site tasarımımız yenilenmektedir. Bu 12 yıldır her yıl yaptığımız bir değişiklik. Değişim iyidir.
Her yıl yine site üyelikleri sıfırlanmaktadır. Bu yıl bayram sonrası üyelikler silinecektir. Yeniden üye olmanız gerekli, kayıt yenileme yapmak lazım :)
Yeni sitemizi matebiyat.com adresinde geliştirdik. Bayram sonrası matokulu.com olarak yayına girecektir.
Yine ÜCRETSİZ üye olacaksınız, sitemizden yararlanırken hiçbir ücret ödemeyeceksiniz.
Yeni tasarımda neler yeni; 1) Puan sistemi (Ödül sisteminin de alt yapısı) 2) Video paylaşma 3) facebook benzeri mesajlaşma 4) Etkin arkadaş gurupları 5) Canlı destek hattı (üye olma sorunlarınız da yardım alabilmeniz için)
MSN adresimiz aynı değişmedi : destek @ matokulu.com
Bu bölümde yer alan yazı BBC-Four'un 4 bölümlük belgeselinin ilk 2 bölümüne aittir. Dizi 57'şer dakikalık 4 bölümden meydana gelmektedir. Seyrettiğimizde bunun okullarda gösterilmesi lazım dedik. Çünkü matematiğin zorunlu olarak insan yaşamında var olmasını anlatıyordu. İlk insanlar bile matematiğe gereksinim duymuştu. Onlar bugünün insanından daha az gelişmiş oldukları halde matematik kullanmışlar. Matematik dersini, sevdirmeden öğretmek mümkün değil.
Burada yer alan yazının asılları video filmlerdir. Görüntü ve yazılar birlikte daha öğretici olmaktadır. Ancak olanaklarımız videoları bütün bir şekilde yayınlamak için yetersiz. Ancak ilgili videoları ortalama 8 dakikalık bölümler halinde yayınlamayı uygun bulduk.
İnternet iyidir sen iyi isen.
GİRİŞ
Tarih boyunca insanoğlu dünyanın temel işleyişini anlamaya uğraştı. Çevremizdeki nesnelerin özelliklerini belirleyen kuralları ve modelleri bizimle ve birbirleriyle olan ilişkilerini keşfetmek zorundayız. Binlerce yıl boyunca, dünya üzerindeki tüm uygarlıklar dünyamızın bilinmeyen gerçekleri hakkında bize kesin bilgiler veren kapsamlı bir düzen buldular. Bu düzen matematikti. Ben Marcus Du Sautoy ve bir matematikçiyim. Kendimi model araştırmacısı olarak görüyorum. Dünyamızın görünen karmaşıklığının ardında yatan gizli yapıların peşine düşerim. Düzen ve kalıplar ile ilgili araştırmamda benden önce yaşamış büyük matematikçilerin çalışmalarından faydalandım. Dünyanın dört bir yanında, farklı kültürlerin etkisinde yaşamışlar ve buluşlarıyla evrenin yazıldığı dili ortaya çıkarmışlardır. Sizi zaman ve mekânda bir yolcululuğa çıkarmak istiyor ve matematiğin gelişim izlerini uyanışından bugünkü karmaşık yapısına kadar sürmeye davet ediyorum. Bilgisayarla yaratılmış görüntü -CGI- metodu tarihin ilk medeniyetlerinin, dünyayı matematikle anlamalarını sağlayan çığır açıcı keşiflerini ortaya çıkaracak.
"Matematiğin Öyküsü"
"Evrenin Dili"
Dünyamız bir takım kalıp ve dizilerden oluşur.Hepsi etrafımızdadır. Gündüz, gece olur. Hayvanlar, yeryüzünde sürekli farklı şekillerde dolaşırlar. Tabiat sürekli değişir. Matematiğin ortaya çıkışının sebeplerinden biri de doğanın bu kalıplarına anlam yükleme ihtiyacımızdı. Matematiğin en önemli kavramları, yer ve miktar fiziksel olarak beynimize işlenmiştir. Hayvanların bile sayı ve mesafe algısı vardır. Öyle ki sürünün sayısına göre kavga etmeye ya da birlikte uçmaya karar verirler. Avlarının saldırı mesafesinde olup olmadığını da hesaplarlar. Matematiği anlamak yaşamla ölüm arasındaki çizgidir. Fakat sadece insan, temel kavramları anlayıp bu temeller üzerine yeni şeyler koyabilir. Bir noktada insan, kuralları görmeye ilişkileri ortaya çıkarmaya, saymaya ve etrafındaki dünyayı düzene koymaya başlıyor. Ve böylece tüm matematik dünyası ortaya çıkmaya başlıyor.
Güldürmekten her yerimizin ağrıdığı bir haber daha. Nereden? Elbette YÖK'ten. Yada YOKTAN.
Çalışan, emek harcayanla parası olanın farkının kalmadığı bir dünya kuruluyor. Parası olanlar istediği yerde istediği gibi okuyor, olmayan çabalasa da olmuyor. Düşünün, bir gün hasta oldunuz. Karşınıza "yan gel, dön gel" bir doktor çıkıyor. Parası olduğu için sizden az puanla girecek bir okula, sonra hop yatay geçiş ve karşınızda doktorunuz. Bu yıl katsayı oyunları ile gençlere zulüm eden YÖK, yeni bir güldürücü karar almak üzere. Buyrun gençler geleceğiniz;
YÖK’ün hazırladığı taslağa göre, devlet ve vakıf üniversitelerinde okuyan bütün öğrenciler istedikleri farklı puan türleri arasında geçiş yapabilecek. Öğrencilerine “farklı puan türlerindeki bölümler arasında geçiş yaptırması” nedeniyle YÖK yönetimiyle gerginlik yaşayan Sabancı Üniversitesi’nin istediği oldu. YÖK’ün, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün çalışma yapılmasını istediği sistemle ilgili hazırladığı yönetmelik taslağına göre, devlet ve vakıf üniversitelerindeki tüm öğrenciler farklı puan türleri arasında geçiş yapabilecek.
Örneğin, eşit ağırlıklı puan türündeki programa kaydolan öğrenci, sayısal puan türündeki mühendislik programına, sözel puanla öğrenci alan ilahiyat fakültesinden bir öğrenci sayısal puanla öğrenci alan tıp fakültesine geçebilecek.
1 Şubat tarihinde güneş tutulması ya da olağanüstü bir olay yaşanmayacak; ancak dünyada çok nadir olarak görülen bir matematik olayı bu tarihte görülecek. İşte 1 Şubat tarihinin sırrı...
ABD’de bulunan Portland Üniversitesi’nde Elektrik Mühendisliği profesörü olan ve yıllardır kendi alanında önemli çalışmalarda bulunan Türk bilim insanı Aziz İnan, sayıları çok seviyor ve sayılar üzerinde sayısız çalışması bulunuyor.
Bulduğu vakitlerde sayılar üzerinde araştırmalar yapan İnan, ay/gün/yıl tarih yazılımı sistemi üzerindeki çalışmalarıyla ABD’de büyük ses getirdi. Başta USA Today ve Los Angeles Times olmak üzere ABD’nin önde gelen gazetelerinde makaleleri yayınlanan İnan, Palindrom olarak da bilinen tarih yazılımı sistemi üzerinde uzun yıllardır çalışıyor.
Palindrom nedir
Sayı ve harflerin tersten okunuşu da aynı olan cümle, kelime veya sayılara denir. Örneğin 323, 6336, 7895987 veya Kak, Kaçak, İki palindrom sistemine örnek olarak gösterilebilir.
1 Şubat tarihi neden önemli
Palindrom sistemine göre bakıldığında 1 Şubat tarihini gün/ay/yıl sistemiyle yazdığımızda 01.02.2010 tarihine ulaşıyoruz. Bu rakamları bir araya getirdiğimize 01022010 sayısına ulaşıyoruz ki dikkat edeceğiniz üzere rakamlar tersten bakıldığında da aynı değeri veriyor. İşin ilginç yanı aa/gg/yy sistemini kullanan (ay önce, gün sonra) Kanada ve ABD’yi hesaba katmazsak tüm dünyada tercih edilen tarih sisteminde (gg/aa/yy) rakamların bu yansıma olayı oldukça nadir olarak görülüyor. Örneğin bir önceki Palindrom günü 10 Şubat 2001 tarihinde (10.02.2001 / 10022001) görülmüştü. Ve işin daha da ilginç yanı, 10 Şubat 2001 tarihinden önce Palindrom günü 809 yıl önce, yani 29-11-1192 (29111192) tarihinde görülmüştü ve o tarihten 2001 yılına kadar Palindrom gün görülmemişti.
Türkiye’nin tarih sistemine göre bakıldığında bu yüzyılda toplamda 29 adet palindrom gün bulunuyor ve 1 Şubat 2010’dan sonraki palindrom günü 11 Şubat 2011 tarihinde (11022011) görülecek.
Bu yüzyılda yaşanacak palindrom günlerinin ilk 5 tanesi ise şöyle:
Bu yüzyılda görülecek 29. palindrom gün ise 29 Şubat 2092 yani 29.02.2092 tarihinde bulunuyor.
Aziz İnan kimdir
15 Mayıs 1955 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Aziz İnan, Elektrik Mühendisliği bölümünden mezun oldu ve ABD'de bulunan Portland Üniversitesi'nde öğretim üyesi kimliğiyle görev aldı. USA Today, Los Angeles Times, Chicago Tribune, Denver Post, Boston Globe, Seattle Times gibi ABD'nin önde gelen gazete ve yayınlarda makaleleri yayınlanan İnan, palindrom sistemi üzerindeki çalışmalarıyla tanınıyor.
İngiltere’de bir grup bilim insanı, şimdiye dek sadece soyut matematiğin bir dalı olan “düğüm teorisi”ni ışıkta gerçeğe çevirdi.
Bristol, Glasgow ve Southampton üniversitelerinden bilim insanları, “düğüm teorisi”yle özel olarak tasarlanmış hologramlar (lazer ışınlarına dayanılarak meydana getirilen üç boyutlu görüntü işlemi) kullanarak ışığı yönlendirdi.
Işık huzmesindeki ışığın, nehirde akan suya benzediğini keşfeden bilim insanları, ışığın normalde doğrusal olarak aktığını, ancak boşlukta iken “optik girdaplar” oluşturduğunu saptadı. Araştırmayı yürüten ekibin başkanı Dr. Mark Dennis, “Etrafımızdaki ışık, göremediğimiz karanlık hatlarla dolu. Biz de bu karanlık çizgileri sofistike hologramlarla yönlendirip düğümler oluşturduk” diye konuştu.
Dr. Dennis’e göre bu keşif epilasyondan tümör tedavisine kadar pek çok konuda kullanılan lazerin hassasiyetinin artırılmasını sağlayacak.
ÖSS'nde 2009'un en başarılı liseleri listesi çıktı. Sayısal, sözel ve eşit ağırlıkta ilk 20 okul arasında genel lise yok, fen liseleri çoğunlukta. Üç puan türünde tek birinci Ankara Fen Lisesi oldu
2009 Öğrenci Seçme Sınavı'nda (ÖSS) sayısal, sözel ve eşit ağırlıklı puan türlerinde ilk 20'ye giren okullar belli oldu. AKŞAM, yaklaşık beş bin liseyi kapsayan ÖSYM verilerine ulaştı. Üç ayrı puan türünde ilk 20 okul arasında, hiç genel lise yok. İlk 20 okul arasına sınavla öğrenci alan İstanbul, Galatasaray ve Kabataş liseleri yine girdi. Sayısal puan türünde yıllardır ilk 10'a okul sokamayan İstanbul, bu yıl Özel Devran Lisesi ile sayısal puan türünde ilk 10'da kendine yer buldu.
ÜÇ DALIN TEK BİRİNCİSİ ÖSYM verilerine göre Ankara Fen Lisesi sayısal, sözel ve eşit ağırlıklı puan türünde ilk sırada yer aldı. Bu okuldan sınava giren 92 öğrencinin 80'i, 4 yıllık bölümlere yerleşti 12'si burslarla yurtdışına gitti.
ARDAHAN GERİLERDE ÖSS'de Türkiye sonuncusu olan Ardahan'da Posof, Yalnızçam, Ardahan liselerinden sınava giren yaklaşık 60 öğrenci matematik, fizik, kimya, biyoloji sorularının hiçbirini çözemedi. Genel liselere bakıldığında en iyi durumdaki lise bile ancak Türkiye 2 bin 322'si olabildi. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan ise sadece Şanlıurfa Özel Murat Fen Lisesi sayısal puan türünde Türkiye 14'üncüsü olarak ilk 20 listesine girdi. Malatya Akçadağ Anadolu Öğretmen Lisesi de sözel puan türünde Türkiye 16'ncısı oldu.
".....sizlere iş, aş vaat etmiyorum. en çok ihtiyaç duyduğunuz şeyin iş ve aş olduğunu bilmediğimi zannetmeyin. elbette biliyorum. ama belediyenin işinin sizlere iş ve aş sağlamak olmadığını da biliyorum. Zaten istesem de bunları sağlayamayacağımı biliyorum. Sizlere mahçup olmayı da içime sindiremem.
Sizlere, çocuklarınızı iyi yetiştirebilecek bir şehir vaat ediyorum.başladığım işleri sürdürmeyi, tamamlamayı vaat ediyorum...
... bunlar alışık olduğunuz vaatlerden değil biliyorum. Ben başka türlü bir başkanım. Ama zaten sizler de başka türlüsünüz...."
Bilge Doruk'um 8 yaşında. Eskişehir'de yaşıyor. Doğum gününü kutluyorum. Mutluluk ve onur dolu yaşamın olsun oğlum.
Bilgi Doruk'uma yaşanacak bir şehir oluşturduğu için, yukarıdaki sözleri söyleyip, uygulayan HOCAM, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Prof. Dr. Yılmaz BÜYÜKERŞEN'e çocuklarım adına teşekkür ediyorum.
İLKÖĞRETİM KADEMESİYLE BAŞLAYAN MATEMATİK KORKUSUNUN NEDENLERİ
Merve Yıldız tarafından yazıldı.
Cumartesi, 03 Ekim 2009 19:55
Öğrencilerin matematik dersleriyle ilgili olarak endişe ve korkuya sahip oldukları yönünde genel bir kanaat bulunmaktadır. Bu korkunun sadece Türkiye’de değil bütün Dünyada olduğu da belirtmiştir (Albayrak, 2000). Bunun yanında matematik dersi ilköğretim 1. sınıftan yüksek öğrenime kadar birçok programın temel derslerinden birisidir. Ayrıca öğrencilerin girmiş oldukları birçok sınavlarda matematik sorularının belirleyici olduğu da kabul edilmektedir. Öğrenciler açısından, matematik dersi zorunlu olarak öğrenilmesi gereken bir ders olurken aynı zamanda başarısız olunabilecek bir dersmiş gibi de algılanabilmektedir. Türkiye genelinde yapılan sınavlardaki matematik dersinin başarı oranının diğer derslere göre düşüklüğü, bir anlamda bunu doğrulamaktadır. Bu başarısızlığının nedenlerin en önemlilerinden birinin de öğrencilerde var olan matematik korkusu ve matematik derslerinde başarısız olmayı kabullenme veya yapamama olduğu düşünülmektedir.
Bu araştırmanın amacı yukarıda bahsedilen matematik korkusunun ve başarısızlığının nedenlerini ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla, Uşak il merkezindeki farklı okul bölgelerinde bulunan ve sosyo-ekonomik açıdan araştırmanın evrenini temsil edebileceği düşünülen ilköğretim ve orta öğretim kurumlarındaki 6., 7., 8., 9., 10. ve 11. sınıflardan seçilen toplam 833 öğrenci araştırmaya katılmıştır. Araştırmacılar tarafından geliştirilen ve öğrencilerin sahip oldukları matematik korkusunun nedenlerini bulmayı hedefleyen maddeler geliştirilmiş ve öğrencilere sunulmuştur. Verilerin analizi tamamlandığında frekans ve yüzde sonuçlarıyla beraber öğrencilerin sahip oldukları belli başlı korku nedenleri ortaya çıkarılmaya çalışılacaktır.
Sitemizi arkadaşlarınıza tavsiye ederek ödül kazanabilirsiniz.
Öncelikle arkadaşınız sitemize üye olacak. Siteye giriş yaptıktan sonra sol bloktaki kendi resminin üstünde yer alan kullanıcı adına tıklayarak kendi sayfasına geçecek. Bu sayfada sağ blokta Hakkımda yazısının altında yer alan Profil düzenle yazısına tıklacak. Gelen sayfa da en altta yer alan tavsiye eden kısmına sizin E-posta adresinizi yazacak.
En çok tavsiye eden 3 kişi ödülleri kazanacak.
Ödüller : 1 adet Matematik kitabı, 5 adet magnet, 1 adet matokulu bloknot, 1 kutu matokulu not kağıdı
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Uzay Mühendisliği Bölümü tarafından Türkiye'de üretilen ilk uydu olan “İTÜpSAT1” uzaydaki yörüngesine yerleşti.
Alınan bilgiye göre, Türkiye saatiyle 09.21'de Hindistan Uzay Araştırmaları Kurumu (ISRO) tarafından Sriharikota kentinden PSLV C-14 roketi ile uzaya fırlatılan “İTÜpSAT1”, yine Türkiye saati ile 09.41'de yerden 720 kilometre yüksekteki yörüngesine ulaştı.
Küp şeklindeki uydu, yörüngesinde saniyede yaklaşık 7,5 kilometre yol alarak dünyayı yaklaşık 90 dakikada bir dönecek ve dünyanın kıtasal ölçüde fotoğraflarını çekecek.
Türkiye uydusuna ek olarak Hindistan tarafından üretilen Oceansat-2 uydusu yanında 4 Alman ve 1 İsviçre uydusunu da yörüngeye götüren PSLV C-14 roketinin fırlatılışı, İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi laboratuvarından da canlı olarak izlendi.